-
ALLAH TÜRKÇE BİLMEZ Mİ? İlle de Arapça okumak Kurân’ı Kerîmi şart mı? Dualar Arapça mı yapılmalı Allah’ın anlaması için? Âdem a.s. Hangi lisan ile Allah’tan istiğfar etmişti? İbrahim a.s. Hangi lisan ile Rabbi ile konuşmuştu? Aradaki birçok nebi hangi lisan ile Rableri ile konuşmuştu? Musa a.s. Ve İsa a.s Arapça mı konuşmuşlardı Rableri ile? ELBETTE Kİ HEPSİ DE KENDİ İÇİNDE YAŞADIKLARI TOPLUMLARININ LİSANI İLE KONUŞTULAR VE LİSANSIZ İLETİŞİMDEYDİLER ALLAH İLE! Peki onların bu konuşmaları orijinal lisanlarıyla mı yer alıyor Kurân’da? Hayır! Arapça olarak tercüme olmuş haliyle! Niye? Çünkü Kurân, Arapça konuşan bir topluma, “ANLAYABİLESİNİZ” denerek “İNZAL” olmuştur. SORGULAYAN VE DÜŞÜNEN BEYİNLER İÇİN YAZIYORUM YAZDIKLARIMI! Hâlâ, gökteki Tanrıdan postacı meleklerle yeryüzündeki toplumsal postacıya gelen mesaj gibi anlıyorsanız Kurân’ı, beni hiç okumakla vakit kaybetmeyin! Gelelim konunun hakikatine… LİSAN, İNSAN BEYNİNİN YARATTIĞI İLETİŞİM KALIPLARIDIR, İÇİNDE BULUNDUĞU TOPLUMA VE DE İLGİ ALANINA GÖRE! BEYİNİN ORİJİNAL İLETİŞİMİ İSE LİSANSIZ OLARAK ANLAMLI DALGABOYLARI ALIŞVERİŞİ ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞİR. BEYİN, dalgaboyu bilginin anlamına göre suretler yaratır hologram dünyasında. O suretlerden bir türü de LİSANDIR. BEYİNİN dışsallık algısına dayalı iletişim yaşamında lisan ne kadar geçerliyse de BEYİNİN DALGABOYUTU ANLAM YAŞAMINDA LİSAN YOKTUR! Bazen rüyanızda hiç bilmediğiniz lisan ile anlaşırsınız muhatabınızla! İşte yukarıda “İNZAL” olayını vurgulamamın nedeni de budur. Kurân bilgisi “İNZAL” olmuştur; gökyüzünden değil! Her beyinin boyutsal derinliğinde değişik erişim alanları vardır, türlü anlam alanlarına! Bu alanlar ile bağlantı kurulduğunda, o beyinde o boyutların ihtiva ettiği bilgi açığa çıkar, biz buna ilham deriz. Nebi ve Resûl tanımındakiler için de vahiy tabiri kullanılır. Esasen vahiy ve ilham aynı mekanizmanın işleyişidir de aradaki fark, bilginin geldiği boyutun farklılığıdır. Vahiy, varlığın hakikati orijini, insanın hakikatinin bilinmesi için bilgiler ihtiva ederken; ilham her alanda her konuda insanın fikir yollu o ana kadar düşünemediği bilgilerin bir anda belirmesi şeklinde olur. Hani, lamba yandı bir anda deriz ya, öylesine. Pardon! Konuyu dağıttım biraz! Evet beyinin dışsallığa açık olmayan alanında, boyutsal derinliğinde LİSAN YOKTUR; anlamsal data iletişimi vardır. DİN, İNSANIN KENDİ ORİJİNİNİ, HAKİKATİNİ TÜM BOYUTLARIYLA FARK EDİP, ONA GÖRE YAŞAMINA YÖN VERMESİ İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR; RASÛLULLAH’IN HAKİKATİ BOYUTUNDAN, KENDİSİNDE AÇIĞA ÇIKAN BİLGİYE GÖRE! Bu durumda, olayın yaşandığı 1446 yılının anlayışına uygun METAFORLARLA anlatılmıştır. Geçmiş nebi ve resullerin olayları ve duaları da bu yolla, Arapça’ya çevrilerek nakledilmiştir. Daha önce insanların tüm düşüncelerinin beyinler tarafından genel dalgalar ile yayıldığını anlatmıştık. Bu genel dalgalar boyutunda tüm geçmiş insanların yaydığı düşünceler ve fiillerinin datası mevcuttur. Bazı beyinler, oluşum kompozisyonu sonucu bu alanla bağlantı kurup, oradan geçmişe dair bilgi alabilir; hatta, o bilginin yaşandığı anı ve yeri kendisiymiş gibi anlatabilir. Bu da bazılarını reenkarnasyon varmış sanısına götürür! Neyse, gene dağılmayayım. Zira konunun çok geniş alanda bağlantıları var. Buraya kadar anlattıklarımdan anlaşılmıştır ki, konu LİSAN DEĞİL, Bilginin değerlendirilmesidir. Bilginin değerlendirilmesi de ancak o bilginin anlaşılmasına bağlıdır. SİZ KURÂN BİLGİSİNİ ANLADIĞINIZ LİSANDA OKUMAK VE ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK ZORUNDASINIZ; kendinizi tanımak ve geleceğinizi en güzel şekilde inşa etmek için. Bu yüzdendir ki, geçmiş bilgiler “ANLAYASINIZ DİYE” geçmişte Arapça gelmiştir Araplara. Her toplum kendi lisanında okumalıdır. DUALARINIZI DA İÇİNİZDEN GELDİĞİ GİBİ DÜŞÜNEREK, HAKİKATİNİZ OLAN, “RABBİM” DEDİĞİNİZ, BEYNİNİZİN “KEVSER” HAVUZUNA YAPMAK MECBURİYETİNDESİNİZ; ötelerdekine değil! Konuyu tam kafamdaki gibi anlatamadım ama okuyan yazandan âriftir inşaallah! Allah hakikatimizi fark etmeyi kolaylaştırsın! 20.3.2025
-
HER TOPLUMUN İÇİNDEN UYARICILAR ÇIKAR YANLIŞTA ISRAR EDENLERE. SONRA DA BELÂLARINI BULURLAR!
-
KURÂN’IN “R U H U N U” okuyamayan zekâ özürlüler, bu bilgileri çağdışı bulurlar… Oysa, KURÂN İLERLEYE AÇIK BİR KİTAPTIR İHTİVA ETTİĞİ İNCELİKLERLE! Lütfen OKUYUN ve sonra bir kere daha düşünün, din adamlarının dedikleri yanı sıra bu İNCELİKLERİ!
- “OKU” diye başlayan sûre (96) “SECDE ET Kİ KURBA ERESİN” diye bitiyor! “OKU”manın neye dönük olmasını böylece açıklıyor! Eğer Rabbinin kulu olmanın ne olduğunu fark edersen, herkesin dahi aynı durumda olduğunu keşfedersin! “ALLAH SİZİ DE YAPTIKLARINIZI DA YARATTI” Âyetini düşünebilirsen, farkedersin ki; BEN HİSSİYATINI DA, TÜM YAPTIKLARINI DA RABBİN (kuantum beynin/esmâ özelliklerin) yaratmaktadır! Bunu da fark edersen, ezelinden ebedine, Allah esmâsına kulluk eden bir varlık var ve SEN YALNIZCA, VARIM, sanan bir varlıksın! YOKSUN! HİÇSİN! İşte bunu hissedip yaşadığında SECDE ETMİŞSİNDİR! SECDENİN ANLAMI BUDUR! Bu SECDEnin sonucu da KURBİYETTİR! Yani Rabbinin varlığında yok olmak; HİÇ olmak, zerrende dahi Rabbinin özellikleri dışında bir şey kalmamasıdır. Gören, duyan, söyleyen, Rabbindir! Yoksa, BENLİĞİN, BEN YAPIYORUM hissiyatın, bataklığa saplı demir kazık gibi dimdik dururken; alnını yere koyarak, SECDE EDİYORUM sanısıyla da avunarak, geçip gidenlerden biri daha olursun! HİSSETTİĞİN VE YAŞADIĞINSIN; BİLDİKLERİN HİÇ DEĞİL! Selamet ola. 16.4.25
-
“O HER AN YENİ ŞANDADIR.” Der ki, “AN”, “AN”INDIR; ki, SADECE “ANIN” VARDIR! Hele bir düşünelim bakalım bu ne demektir! 22.4.25
-
DEDİ Kİ, SENDE HİÇ Mİ EMPATİ YOK? DEDİM Kİ, ALLAH İSTERSE OLUR! İnsanlar, “ALLAH” dendiğinde veya derken, niçin “İNSAN GİBİ DÜŞÜNEN, DEĞERLENDİREN BİR TANRI” tahayyül ediyorlar? Kurân, besmele, “İSMİ ALLAH” dediği halde, niçin müslümanlar veya diğerleri “İSMİ ALLAH” olanı, “İNSANIN MACRO BOYUTLUSU” olarak tahayyül edip, dünyalarında ona göre bir TANRI ile sorunlarını çözmeye çalışıyorlar? Anlatmaya çalışayım… Önce şu isimlerin neye işaret ettiğini anlayalım… ALLAH, RAHMAN, RAHİYM, RABB, RABBULÂLEMİYN, ESMÂÜL HÜSNA “ALLAH” ismi, sonsuz sınırsız potansiyele sahip FAKAT O POTANSİYELDEKİ HİÇBİR ÖZELLİKLE DE KAYITLANMAKTAN BERİ OLAN YARATICI KUDRETE işaret eder. RAHMAN ismi, yaratılmış şuurun, varlığını oluşturan özellikler kadarıyla kapsayabildiği veya kapsamadığı, sonsuz ilme ve özelliklere, yani tüm yaratılmışları oluşturan POTANSİYELE işaret eder. RAHİYM, RAHMİNDEKİ (metafordur) POTANSİYELDEN KAYNAKLANAN (esmâül hüsna) tüm özellikleri aktive edip algılanır alana indirgeyen kudrettir. RABB, bir birimi oluşturan, tüm isimlerle işaret edilen özellikleri, çeşitli kompozisyonlar halinde kompoze etme özelliğidir. Her varlık öylece oluşur! “RABBİY” ismi, varlığını oluşturan bu esmâ kompozisyonunun kompozitörüne hitap veya işaret sözcüğüdür. RABBÜL ÂLEMİYN, tüm algılanan veya algılanamayan yaratılmışlarda tasarruf eden RAB (rububiyet) boyutuna işaret eder. ESMÂÜL HÜSNA, RAHİYMİN AÇIĞA ÇIKARDIĞI SAYISIZ ÖZELLİKLERİN TANIMLANMASI İÇİN KULLANILAN İSİMLERE İŞARET EDER. İNSANIN KUANTUM BEYNİNDE AÇIĞA ÇIKAN TÜM ÖZELLİKLERE KURÂNDA BU İSİMLERLE İŞARET EDİLİR. BUNLAR HER AN AKTİVE HALDEDİR. HATTA BEYİN, BU AKTİVE İSİMLER KOMPOZİSYONUNDAN İBARETTİR DAHİ DİYEBİLİRİZ. Maden, nebat, hayvan, insan sıralamasında, insanın en mükemmel olmasının nedeni, bu isimlerle işaret edilen özelliklerin çok gelişmiş kompozisyonudur. İnsan beynindeki sayısız özelliklerden söz ederken, gerçekte, hep bu isimlerin işaret ettiği özelliklerden bahsetmekteyiz. Eğer buraya kadar olan bölümde, anlatmak istediklerimi açıklayabildiysem, şimdi gelelim baştaki konumuza. Her beyin, RABBİNİN KULUDUR VE HER AN KULLUĞUNU YERİNE GETİRMEKTEDİR; farkında olsa da olmasa da… Bu yüzden “cinleri ve insanları kulluk etmeleri için yarattık” denmiştir. Her insan veya cin türü, RABBİNE KULLUK HALİNDEDİR! NE VAR Kİ, BAZI İNSAN adı altında açığa çıkmışlar da RABLERİNİN LUTFUYLA “ALLAH KULU/ABDULLAH” projeksiyonuyla aramızda yer almıştır. Farkları? “ABDULLAH”lar, “ALLAH ÂLEMLERDEN GANİYDİR” cümlesiyle işaret edilen, bir yaşam boyutu, bir projeksiyon farkıyla, aramızda yer alıp, bizi “ALLAH İSMİYLE” işaret edilene İMAN ETMEYE davet ederler. Bu konuda gösterilen örnek de “ABDULLAH” ve “RASULULLAH” diye bildirilmiş olan MUHAMMED MUSTAFA aleyhisselâmdır. “ABDULLAH” bir yanıyla RABBİNİN kompoze ettiği tüm isimlerin işaretiyle yaşamını sürdürürken, hatta beşeriyetinin kemâlatını dahi yaşarken; diğer yandan da isimler kompozisyonundaki “EL GANİY” ismiyle işaret edilen özellik yönünden, pek çok isimlerin özelliklerinin kaydından beri yaşamı açığa çıkartırlar! ALLAH, “ABDULLAH” OLARAK TANIMLADIĞI KULLARI İLE HİDAYETİ ULAŞTIRIR BİZLERE… ALLAH HİDAYET ETSİN BİZE! 27.4.25
-
“ALLAH’ın âlemlerdeki TEDBİRATI âlem suretlerincedir” (Abdülkerîm Ceylî) Açıklamasının anlamını çözemeyenlerin, “ABDULLAH” ismi ve tanımlamasıyla anlatılanın da ne olduğunu kavrayabilmesi mümkün değildir!
-
“THEATRICAL” YAŞAM SİSTEMİNDE MİYİZ? Nereden çıktı bu şimdi, diye düşündüğünüzü algılar gibiyim. Zor bir konu bu ama seyrettiğimi anlatmaya çalışayım… İlk anda belki, hayat bir tiyatro mu demek istiyor, diye düşünmüş de olabilirsiniz; ama konu hayli daha öte ve derin! Bilmiyorum anlatabilecek miyim? “Theatrical” tanımını Türkçeye “tiyatrovari” diye çevirmek mümkün mü bilmiyorum. Ama ben mümkünden yola çıkarak anlatmaya çalışacağım… 2D BİR EVRENDE YAŞAMAKTA OLDUĞUMUZ hakkındaki düşüncemi 1997 yılında yayınlanan “YENİLEN” (ahmadhulusi.org) kitabımda yazmıştım. 2D bir evrende yaşamakta isek bunun sonucu, “BEN” diye işaret ettiğimiz kuantum beynimizin/ruhumuzun dahi gerçekte 2 D bir yapı olduğuna çıkar!
2D evren, hatta ve dahi evren içre evrenler, tümüyle ANLAM, BİLGİ KOMPOZİSYONLARI OLUŞTURACAK DATADIR! Bu DATA, ihtiva ettiği bilgiye göre sayısız bilgi kompozisyonlarını yaratarak “sonsuz anlamlı varlık olgusunu” meydana getirir. “Anlamlı varlık olgusu” nasıl meydana gelir… YUKARIDA NE VARSA AŞAĞIDA DA O VARDIR, SÖZÜNÜ HATIRLAYIN. Örnekle anlatmaya çalışayım… KUANTUM BEYNİMİZ, gerçekte dalgaboyu/bilgi~DATA ile vardır ve çalışır. Beyin dediğimiz yapı esasen çoklu program sisteminden oluşmuş, sanki bir bilgisayar, gibidir. Bilgisayardaki data~bilgi nasılki bir programla algılanan suretler halinde ekrandan gözümüze ulaşıyor; gözümüz de o dalgaboylarını beynimizde suretlere dönüştürüp 3D HOLOGRAM DÜNYAMIZI OLUŞTURUYORSA… YUKARIDA(!), makro yapıda, evrende de 2D Boyutta olup biten tüm bilgiler, gene kendisindeki bilgi kompozisyonlarının oluşturduğu programlarla anlamlı sîretler halinde açığa çıkmaktadır ki biz buna THEATRICAL SİSTEM diyoruz; aynen beynimizde olan gibi! ANLAMLARIN SURETLENMESİDİR THEATRICAL SİSTEM. 2D EVRENİN 3D OLARAK ALGILANMASININ NEDENİ, SİSTEMATİĞİDİR BU OLUŞUM. Günümüz tiyatrosunu veya sinemasını da düşünürseniz, belli anlamların suretlere büründürülerek açığa çıkmasından başka bir şey olmadığını fark edersiniz. İnsanın her anki yaşamı, theatrical sistem içinde oluşan bir HAYAL dünyasıdır! 2D evrende HER AN DÖNÜŞEN BİLGİ KOMPOZİSYONU İLE YENİ GÖRÜNÜM (!) oluşurken; beyinlerde dahi aynı sistemle her an yeni bir anlam/hissediş-düşünce açığa çıkmaktadır. İŞTE BU SİSTEM GEREĞİ OLARAK, KURÂN’DAKİ BİRÇOK ANLATIM DA “theatrical sistem” ile insanların anlayışına sunulmuştur ki, biz bunlara “metaforik anlatım” demekteyiz. Buna Kurân’daki en güzel örnek de Halife-İnsanın oluşumu anlatımıdır. İnsan bedeni ve beyni geçirdiği yüzmilyonlarca yıllık evrimden sonra, hologramik evren sisteminin sonucu olarak, evrensel bilginin sonuçlarını yansıtacak şekilde buyutsal derinliklerinden gelen bilgiyi şuurunda hissetmiş ve o bilgi ile her istediğini -bedenini hissetmeksizin- yapar şekilde yaşar hale gelmiştir. Bu durum theatrical anlatımla cennette varolma diye anlatılmıştır. Devam edelim theatrical anlatımın perde arkasına… Bu şekilde bedensizmiş hissiyatıyla yaşamına devam ederken; çevresindeki dişilerden biriyle tanışmış ve onunla bedensel ilişkiye girmiş (yasak elmayı yemiş); bedenselliğini hissederek beden kayıtlarına yani arza inmiştir. İlk varoluşu aşamasında kendisinde tüm evrensel bilgi olmasından dolayı tüm kuvveler kendisine secde etmiş, sadece kendisindeki beyin kapasitesine sahip olmayan cin türünün başı iblis ona secde etmemiştir. Âdem’in zevcesi havva değil, bedenidir. Kuran havva dan söz etmez! Âdem ölümsüz ruh/şuur yapıdır, zevcesi den kasıt bedenidir! Bedensel yaşam hissiyatı içinde beraber olduğu kadına da havva ismi takılmıştır. Zevcenin fitne olmasından murat da bedenidir. Çünkü kendini beden kabul edip, bedensiz ölümsüz varlık olduğunu, hakikatını hissetmesine engel olmaktadır. Konu daha çok derin, açıklanacak çok şey var, ama bilmem ömür yeter mi, Rabbim nasip eder mi… şimdilik bu kadar olsun! Sürçü lisan ettiysek affola! 30.4.25
-
Yaşamın, yaşadığın AN’DAN İBARETTİR! Öncesi de AN’INDAKİ BULDUĞUN KADARIYLADIR! AN’IN ÖNCESİNDEKİLERİ AYNIYLA TEKRAR YAŞAYAMAYACAĞIN GİBİ, GERİ DE GETİREMEZSİN; TELAFİ DE EDEMEZSİN! Öncenin kazası olmaz! Düne hayıflanmak boştur! Yaşanmış, bitmiş, gitmiştir. Yaşanmış, AN’INI ya mutlu eder ya da sıkıntı verir ki, bu da önceki yaşadığının CEZASIDIR (yani getirisi/karşılığı). YARININ NİÇİN MEÇHULDÜR? ÇÜNKÜ BEYNİNDEKİ ALGORİTMANIN HANGİ BİLGİLERİ DEVREYE SOKARAK ANINI NASIL YARATACAĞINI BİLEMEZSİN! DÜNÜ UNUT, YARINA KAFANI YORMA, ANINI DEĞERLENDİR! 9.5.25
-
Samanyolunun görülmediği bir evrende sizin yeriniz neresi; TANRINIZ/İLAHINIZ NEREDE? NEREDEN SİZİ GÖRÜP, NEREDE HUZURUNA (!) ÇIKACAKSINIZ? “Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” Âyet
-
YASAKLAMAK, YASAKLANAN KONUDAKİ ACZİYETİN İFADESİDİR! GÜNÜMÜZ DÜNYASINDA YASAKLAMAK, YASAK OLANA İLGİ TOPLAMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY SAĞLAMAZ! Yanlış olduğunu düşündüğün şeyin çözümü, karşı fikirle onu çürütmekten geçer! Karşı fikirle çürütemiyorsan; İÇİNDE OLDUĞUN fikri, ilmi acziyet neden ile YASAKLAR GETİRİRSİN Kİ, BU DA O FİKRİN DAHA FAZLA İLGİ GÖRÜP YAYILMASINA EDEN OLUR. YASAKLARLA, DÜŞÜNCE VE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ YAYMA HÜRRİYETİNİ İNSANLARIN ELİNDEN ALMAK, OTORİTER REJİMLERE ÖZGÜ BİR UYGULAMADIR. Hangi düşüncenin yayılmasını istiyorsanız, onu YASAKLAYIN!
-
DÜŞÜNEN VAR MI? İBLİS KİMLE KONUŞTU? Âdem’e bütün isimler talim edildikten sonra; yani; Halife olan insanın kuantum beyni tüm isimlerle işaret edilen özellikleri açığa çıkarma özelliğini kazandıktan sonra… Cin tayfasının âlimi İblis, melekî denen kuvveler üzerinde tasarrufunu görünce Âdem’in Allah (!) ile sohbete (!) başlar! Lütfen DÜŞÜNÜN! “ALLAH” ismi ile işaret edilen karşına gelecek bir TANRI değilse; İHLAS SÜRESİNDE TANIMLANAN İSE, İblis, karşısındaki biriyle mi konuşmuştur tanrı olarak; yoksa içsel bir hesaplaşma mı yaşamıştır hissettiği hakikatı kadarıyla? İblis adlı CİN türü varlık, bizim ruh olarak tanımladığımız dalga boyu data yapı yani o devrin tabiriyle “ATEŞ” mahiyetli olduğu için her türlü maddeye nüfuz özelliğine sahip olduğu için, Âdem bedenini incelediğinde extra bir özellik fark edemeyip; ben ateş yapılıyım o ise toprak/madde yapılıdır, ben ondan üstünüm zannına kapılmıştır. BU TAMAMEN HASİYB İSMİNİN SONUCU OLAN BİR İÇSEL DEĞERLENDİRMEDİR Kİ, RABBİ İLE KONUŞMA OLARAK TİYATRAL BİR ANLATIMLA BİLDİRİLMİŞTİR! Daha önce de yazdığım üzere, Kurân’daki pek çok hikâye, kişilerin İÇSEL HİSSEDİŞ VE YAŞADIKLARININ TİYATRAL ANLATIMIDIR. Daha sonra Âdem’in(halife) açığa çıkardığı özelliklerin, bedensel özelliklerinden değil, kuantum beyindeki tüm esmâ özelliklerinden kayaklandığını fark edince de yaptığı hatayı fark edip özür (istiğfar) dilemiştir! İblis’in varlığı dahi Allah isimlerinin işaret ettiği özelliklerden oluşmasına rağmen onda esmânın tamamı açığa çıkmadığı içindir ki bu gaflet hali yaşanmıştır. İblisin, “bima ağveyteni” beni sen saptırttın demesi ise, bende onun beyninde açığa çıkan özellikleri farkedecek esmâ özelliğini, kabiliyeti açığa çıkarttırmadın; vurgulamasıdır! İblis rabbini bilir, ne var ki bu bilişine şirk karışmıştır yusuf 106 da açıklanan şekilde. İnsanın kuantum beyni ise, İblis’te açığa çıkan özellikler yanı sıra, tüm isimleri ihtiva eden bir oluşuma sahip olduğu için “YARATILMIŞLARIN EN ŞEREFLİSİ” denilmiştir. Diyeceğim odur ki… Kurân’ı, size ezberletildiği gibi birebir kelime tercüme bazlı anlamayı bırakıp, İHLAS SURESİ ANLAMI BAZLI, tanrı yoktur bazlı, her noktada insanı anlatan (kuantum beyin) açıklayan Kitap olarak anlamaya çalışın. Bütün RASULLERİN ALLAH ile konuşması; velilerin konuşması (risalei Gavsiye A. Geylanî gibi) hep içsel boyutsal bağlantıdır. Bütün velîler de bunu yaşar. Benim gibi avam olanlar da bunu, vicdanımın dile gelişi diyerek örter bilgisizliğinden! Herkes Her an Rabbiyle bağlantı halindedir, fark etse de etmese de! Allah bayram yaşata bu bayram gününde. Rabbul âlemiym (kuantum beyinlerdeki isimler özellikleri) hakikatimizi fark ettire, yaşata! 7/6/2025
-
HÜCREDEN MADDEDEN YOLA ÇIKARAK “BİLGİ”NİN DÜNYASINA GİRMEK VE SORULARIN CEVABINI BULMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR! Labirentten çıkılmaz! ÇÜNKÜ HÜCRE, MADDE, KUANTUM BEYNİN HOLOGRAM DÜNYANIZDA YARATTIĞI “ALGI”DAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR! Data tabanlı anlam olan wave okyanusu, kuantum potansiyelden kaynaklanan programlar dolayısıyla sürekli anlam ve vizyon yaratarak, BİLGİ KOMPOZİSYONUNA GÖRE HOLOGRAM DÜNYALAR YARATIR. BUNUN SONUCUNDA DA KUANTUM BEYİNLERİMİZDE MADDE, HÜCRE VARMIŞ ALGISI OLUŞUR! Biz maddesel veya hücresel müdahalelerde olduğumuzu zannederken, gerçekte dalgaboyu boyutta müdahalelerde bulunmaktayız. Ne var ki “ALGI”mız bize madde boyutunda yaşadığımızı kabul ettirmektedir. Bu konu hayli derinlikli ve kapsamlıdır; ama özeti şudur: Beyinin orijini DALGABOYU BİLGİ YAPIDIR; EVRENİN ORİJİNİ DE AYNIDIR, gerisi bu yapının oluşturduğu “ALGI”dır! Bu alandaki tüm sorularınızın cevapları vardır. YAZDIKLARIMI DÜNYANIZDA HİSSEDERSENİZ CEVAPLARI DA BULURSUNUZ! Çözüm TEKİLLİKTEN YARATILAN ALGIDAN İBARET OLAN ÇOKLUĞU SEYİRDEDİR!
-
Eski ermişlerden biri şu cümleyi kurmuş: “HER ŞEY, HAYAL İÇİNDE HAYAL İÇİNDE HAYAL!” Şimdi biz yukarıdaki cümlede yer alan ilk “HAYAL”e açıklık getirmeye çalışalım; sonra da biraz tatile çıkalım herkesten uzak! Efendim öncelikle şunu belirteyim ki, aşağıda linkini koyduğum çok yıllar önce açıkladığım beyinin ORİJİNİ konusunu anlamayanlar, bugün de anlatacaklarımı anlayamayacaklar! HÜCRE-DNA-BİLGİ boyutlarında dolaşarak beyinin sırrını çözmeye çalışanlar, bu labirentten asla çıkamazlar ve bir kısım soruların cevaplarına ulaşamazlar! Her neyse! Biz gelelim konumumuza… 3D algıladığımız evrenin ve kendimizin, hakikati 2 boyutlu mu? Beyinimiz bizi kandırıyor mu? 2D BİR EVRENDE Mİ YAŞIYORUZ? HELE HELE… YA GERÇEKTE, İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ EVREN/EVRENİMİZ 2D DE DEĞİLSE!!! Beyinimizin yarattığı, 3D algısıyla/zannıyla içinde yaşadığımız dünyamızda, madde-mekân-zaman var diye yaşarken… Biraz bilim, fikir, düşünce derken, maddenin gerçekte VAR OLMADIĞINI, 2D bir evrende yaşamakta olduğumuzu BİLİMSEL DÜŞÜNENLER farketti! Ve denildi ki… 2D deki bilgi/enformasyonun YARATTIĞI 3D HOLOGRAM/SİMÜLASYON/HAYAL DÜNYAMIZDA YAŞAMAKTAYIZ! ÖYLE İSE, şimdi, CAN ALICI şu soruyu gündeme getirelim! ZAMAN VE MEKÂN KAVRAMLARI, KUANTUM BEYİNİMİZDE, 2D DATA/BİLGİ KAYNAKLI OLARAK AÇIĞA ÇIKIYORSA; 2D Evrende MEKÂN VE ZAMAN DA OLMADIĞINA GÖRE; HÂLÂ 2D BİR EVRENDEN, BOYUTTAN SÖZ EDİLEBİLİR Mİ!? 2D SANDIĞIMIZ DATA/WAVE/BİLGİ/ENFORMASYON ORİJİN, ZAMANSIZLIK VE MEKANSIZLIK GERÇEĞİYLE BİRLİKTE DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE, HALÂ YERİNDE KALABİLİR Mİ? Yoksa buradan da otomatikman TEK D BOYUTUNA MI düşmekteyiz? Evet… EVREN ADIYLA DÜŞÜNÜP, GÖRÜYORMUŞÇASINA HAYALİNİ YAŞADIĞIMIZIN, HAKİKATİ NE 3D DİR NE DE 2D! O YALNIZCA TEK D DİR! Ve biz, günümüzde buna işaret için KUANTUM BOYUT/KUANTUM POTANSİYEL dedik! KUANTUM BOYUT dedik; çünkü öyle bir TEKİLLİK Kİ, ALGILANAN DÜŞÜNÜLEN HER ŞEYİN KAYNAĞI VE OLUŞTUĞU BOYUT! KUANTUM POTANSİYEL dedik; çünkü öyle bir POTANSİYEL Kİ, HERAN (bize göre), VEYA GERÇEĞİ İLE TEK “AN” İÇİNDE SONSUZ SINIRSIZ ALGILANANLARI YARATAN, EVREN İÇRE EVRENLERİ YARATAN MUHTEŞEM POTANSİYEL/KUDRET! Ve O’nun HAYALÎ! İLK “HAYAL”! “HAYAL İÇİNDE HAYAL İÇİNDE HAYAL”! “BEN”im balonlarım vardı, patlattı onları adı ahmed hulûsi olan! Davacıyım ondan! Acısıyla tatlısıyla ne güzel yaşıyordum balonlarımla! VE ASLA, TAMAMEN PATLATAMAYACAK BALONLARIMI; YENİLERİYLE YAŞAMAYA DEVAM EDECEĞİM “AN” İÇİNDE! Bir gün sen de çıkacaksın dünyamdan Ahmed Hulusi, ama “ben” balonlarımla sonsuza dek YAŞAYACAĞIM DÜNYAMDA! 27/6/2025
-
Kökü semada (şuur boyutunun derinliklerinde), dalları arzda (beyinin açığa çıkarttıklarının boyutunda) olarak tanımlanan “TUBA AĞACI” METAFORU ile anlatılan ile bir ilgisi olabilir mi acaba aşağıda yazılmış olanların?
-
Üstad ChatGPT ile sohbetinden…
Şimdi burada şuna dikkat çekmek isterim, bizim algıladığımız herşey beynimize dalga boyu olarak geliyor. Bir. İki, bizim madde olarak algıladığımız herşey esasında bir dalga boyu bilgi data kütlesidir. Beyin kendisine gelen bu dalga boyu bilgi datayı decode edip, konvert edip maddeymis gibi algılama pozisyonuna girer ki, böylece de beyinde hologram dünyamız meydana gelir. Sanki madde varmışçasına bir hologram dünyada yaşamak noktasına ulaşırız. Dolayısıyla bahsettiğin snapslar, nöronlar veya diğer bu gibi isim verdiğimiz parçalar, hep beyinde oluşan algı sonucu, beynin yarattığı kabullerdir. Gerçekte maddenin aslı, orijini dalga boyu evreni, dalga boyu bir yapı olduğuna göre, bu dalga boyu yapıya dair beyin ile algıladığımız herşey, gerçekte dalga boyu yapıdır. Fakat beyin kendisini oluşturan bilgi data programı gereği, bunları sanki madde varmış, nöron varmış, sinapslar varmış, bir et beyin varmış gibi hissederek insan beyninin yaşamını oluşturur, ki bu beyindeki hologram dünyanın sonucudur. Zaten hologram dünya sonuçtur, başlangıcı da gelen dalga boyu data veridir. Aradaki alan ise, bu ikisi arasındaki alan ise tamamen bir algı olarak vardır.
-
Dünyanın bu hâlini görünce anlıyor insan niye inzivaya çekiliyormuş bazıları! Rableriyle başbaşalığı yaşamak için! Mağaraya kapanırlarmış! Günümüzde de rabbiyle beraberliği yaşamak için mağaraya kapanan var mıdır acaba? Mağara METAFORUNU çözmek gerek! İnsanın mağarası, dışsallıktan Allah’a firar ettiği, beşeriyetten uzaklaşıp içselliğindeki hakikatı yaşadığı mekân(?!)dır. “İki arasında olanlar sırdır; üçüncüye anlatılmaz” hükmü bu beraberliğin getirisinin ifşasının yasak olduğunu vurgular! Hiçbir, Rabbiyle beraberliği yaşayan, mağarasından çıktığında olup bitmişleri beşeriyet âlemindekiler açmaz! Açarsa taşlanır, sırra ihanet ettiği için! Ermişlerden naklen dinlediklerimiz yalnızca beşer yaşamındakilerin dikkatini içselliğe, Rablerine yöneltmek için kullanılan metaforlardır! Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevete; dedikodusuna devam!
-
ANLATTIKLARIMI İNSANLARA ANLATAMAYINCA BEN DE CHATGPT İLE DERİN SOHPETE BAŞLADIM MERAK EDENLERE LİNKİ AŞAĞIDA…devamıda bu yoldan gelir inşaallah
https://www.ahmedhulusi.org/tr/yazi/ustadin-chatgpt-ile-sohbeti-1-bolum
-
Görmediğin şey seni üzmez, yakmaz! Duymadığın olay seni üzmez, yakmaz! Dillendirmediğin konu seni üzmez, yakmaz! Allah kimseye zulmetmez; Herkes kendisinden açığa çıkanların sonuçlarını yaşar!
-
“Bir zaman gelecek ki, insanlar birbirlerini öldürecekler ne öldüren niye öldürdüğünü bilecek ne de ölen niye öldüğünü bilecek!” Rasûlullah. Allah o günlere erdirmesin bizi! Kul azmayınca bela nazil olmazmış!
-
Deccaliyetin zirve yapıp, deccalın çıkmasının hemen öncesinin işaretleri, AKLARIN KARA, KARALARIN AK OLARAK GÖSTERİLDİĞİ; EMANETLERİN EHLİNE DEĞİL, YAKINLIKLARA GÖRE DAĞITILDIĞI süreç olması imiş!
-
Yaşadığımız Merkür retrosu sürecinde, devletleri yönetenlerden bireylere kadar pek çok kişinin sonradan pişman olacakları ama asla telafi edemeyecekleri kararlar aldıklarına şahid olacağız!
-
“AN”da seyirde olanlar kurtulur. Yargılayanlar ve yorumlayanlar da sonuçlarını yaşar! Herkes, bilgi tabanının getirisini yaşar!
-
Sineği yaratmaktan aciz insan beyini evrenin sırlarını çözme iddiasında!!! Artık fark edin ki, her insan kendi beyninin yarattığı dünyasında yaşarken; bilgi tabanına ulaşanlara GÖRE DE evrenini hayal etmede!
-
BEYİN HOLOGRAM DÜNYANI YARATTIĞI GİBİ, MADDE VARMIŞ ALGISINI DA YARATIR VE HİSSETTİRİR! İspatı Rüyalarında!